Linda not defterini bazen düşüncelerini yazmak, bazen yerine getirmesi gereken görevlerle ilgili notlar almak, bazen de en fazla iki dörtlükten oluşan şiirlerinden yazmak için kullanıyordu. Bir deyişle bu defter onun için hem bir ödev defteri, hem de bir günceydi. Linda onu hep yanında taşırdı çünkü beklenmedik şekilde aklına bir şeyler gelebiliyordu.
Tiffany ve Linda uzun bir süre not defterini aramışlar, ama bulamamışlardı. Linda bugün işe geldiğinde hala aklında bu vardı, çünkü defterinde yazanları başkasının görmesi bazı açılardan kötü olabilirdi.
Önceki gün dükkandan çıkarken eşyalarına göz kulak olmasını istediği Tiffany, Linda'ya olan mahçupluğundan bir gün daha onunla beraber işe geldi. Bir yandan biri bulur da defteri getirir diye düşünüyor, diğer yandan da boş zamanlarda çekmeceleri karıştırıyorlardı.
Henüz öğle olmamıştı ki Tiffany'i şaşırtan bir şey oldu; önceki gün gördükleri adam dükkanın kapısındaydı. Yine içeri girdi ve "Günaydın" dedi.
"Bak seninki geldi." ded Tiffany Linda'nın koluna vurarak.
"Tiffany çok konuşuyorsun." diyerek onu itti Linda ve adama döndü, "Günaydın, dünkü kitabı ne çabuk bitirdiniz."
"Aslında ben kitap almak için gelmemiştim."
Linda bir an için çıkma teklifi olasılığını içinden geçirdi; kalbi hızlı bir şekilde çarpmaya başlamıştı. Karşısındakinin o yeşil gözleri içinde kaybolup gidiyordu adeta. Ona bakınca vücudundaki her bir organ farklı çalışıyor, dengesini kaybediyordu.
"Dün bir defter buldum, burada." dedi adam ve cebinden pembe bir not defteri çıkardı. "Sizin olabileceğini düşündüm."
"Siz mi aldınız?!" dedi bir anda o şaşkın halden çıkıp.
"Şeyy, bu kadar kızacağınızı bilsem almazdım."
"Hayır kızmadım, sadece şaşırdım. Sabahtan beri onu arıyorduk."
"Aslında dün buldum ama... doğrusu ilgimi çekti, yani merak ettim."
İşte bunu beklemiyordu Linda. Şimdi iyice kafası karışmıştı.
"Kusura bakmayın, biliyorum kabalık ettim. Ama okuduklarımı çok beğendim. Düşünce ve yorumlarınız gerçekten etkileyici. Ben editör olarak çalışıyorum, bir gazetede. Görüyorum ki sizin çok önemli bir işiniz yok. Eğer kabul ederseniz size gazetede küçük bir iş teklif etmek istiyordum. Bu Pazar yeni bir makale yayınlanacak. Konusu: Liderlerin Çıkarları Doğrultusunda Tavır ve Davranış Değişiklikleri. Sizden bu konuda yazmanızı istiyorum, eğer makaleniz güzel olursa yayınlanabilir."
İşte Linda bunu hiç beklemiyordu. Bu adam not defterini almış ve okuyup ona bu işi teklif etmişti. Dudaklarını zar zor kıpırdatarak sadece iki kelime söyleyebildi:
"Bir İş!"
Adam ona önce şaşkın, sonra da mutlu bir biçimde baktı. Linda'nın bu konuda heyecanlı olduğunu anlamıştı:
"Peki o zaman; kabul edeceğiniz belli." diyerek Linda'ya sıkması için elini uzattı, "Ben Colin Owen."
Linda akşam eve döndüğünde bile hala olanlara inanamamıştı; en sonunda düzgün bir işi olacaktı. O saatten sonra dükkanda müşteri yokken yazdığı küçük taslağı ayrıntılandırarak, düzenli bir makale haline getirecekti. Yazdığı madde ve küçük cümleleri birer birer açarak, yorumlar ve biraz da örnekler katarak yazdı. Bu onun için ilkti, bu yüzden düzenli olmasını istiyordu. Gece yarısına kadar çalıştı; yorulmuştu, ama en sonunda makale hazırdı.